Ne Olacak Bu Galatasaray'ın Hali?

galatasaray eşofman takımı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürt meselesinin kendince halliyle, yine kendi “beka” yani siyaseten varkalma, iktidarını koruma mücadelesini veriyor. Sonuç olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürt meselesinin kendince halliyle, yine kendi “beka” yani siyaseten varkalma, iktidarını koruma mücadelesini veriyor. Yoksa, yüzümüzü düşüreceksek, malzeme çok: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kürt meselesi var demek bana hakarettir” açıklaması. Buna karşılık, meselenin eninde sonunda yeni anayasa veya kapsamlı anayasa tadilatıyla, yasaların ayıklanıp, AB ile uyumlu duruma getirilmesi boyutunun yanı sıra bir de gazeteci İlhami “Balıkçı” Işık’ın Nupel’deki yazısında belirttiği “silahlara veda” boyutu var. Listeyi uzatabilirsiniz. Bütün bu olup bitene, “Demokrasi Cephesi” diye tanımladığım toplamın bütüncül, tutarlı, kapsayıcı ve yapıcı bir karşı görüş ortaya koyamadığı da belli. Geçtiğimiz sezon Galatasaray'ın stadyumunda, yağışlardan sonra zemin sorunu ortaya çıkmıştı. Camiada, iki kişinin bir araya gelip sonra birbirlerine sallar hale gelmesi, G.Saray’ın içinde bulunduğu kaotik durumu ortaya koyuyor. Bu konuda daha sonra mufassal malumat isteyen olursa, ona da tamam. Artık bu saatten sonra ne Tudor takıma bir şey katalabilir ne de taraftar artık bu hocayı bağrına basabilir.

3) Hasılı, bu şartlarda kulübün artık boş yere övündüğü kültürel iklim de siliniyor. Beri yanda, deneyimli izcilerin kırık bir daldan, taştaki belli belirsiz bir yosundan anlam çıkarması gibi havayı kokladığımızda, gözlerimizi kısıp ufuk çizgisine doğru baktığımızda, eğilip kulağımızı yere koyduğumuzda yeni bir müzakere sürecinin başlamış olduğuna dair belirtiler de yok değil. Sayın Kılıçdaroğlu, bu defa, aralanan siyaset penceresini, 23 Haziran zaferinin yarattığı momentumu da olumlu değerlendirerek, hem Türkiye demokrasisi hem kendi iktidar mücadelesi açılarından doğru değerlendirebilir. Ana muhalefet adına Sayın Kılıçdaroğlu, yürütülecek gizli temaslardan kendine veya belirleyeceği bir “yeminli” temsilciye düzenli bilgi sunulmasını talep edebilir. Barış Yürüyüşü’nün sonu kuşkusuz muhalefet için de hayırlı. “Tuu, vay ahlaksız biz de seni tutarlı bir barış taraftarı sanıyorduk” demeyiniz lütfen, hariciyeci usulü “pozitiften” anlatmaya çabalıyorum. İkincisi, dünyadaki tüm örneklerde olduğu gibi barış müzakerelerinde, adına ne derseniz deyin, ilk önce “ateşkes”, en sonda “silahların bırakılması ve imhası” gelir. Daha önce de yazdığım gibi “… Kuşkusuz, terörün tanımı, yerinden yönetim, katılımcılık, başkanlık rejiminin belki Fransa’dakine benzer biçime dönüştürülmek üzere elden geçirilmesi, yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı gibi konuların görüşüleceği yer sadece değil ama en önce TBMM olmalıdır.

Bununla birlikte, Sayın Kılıçdaroğlu’na düşen bence temel ödev, daha önce Ceylanpınar vb. Demek ki, defterde temiz bir sayfa açıyorsak, açacaksak hep birlikte, sararmış yapraklardaki eski hesapları kurcalama vakti değil şimdiki. O yüzden 8 milyon Euro’luk bir takımın, sadece bir oyuncusunun bonservisinin 8 milyon Euro olduğu Galatasaray ve bize verdiği ders günübirlik değil çok temel ve ilkesel bir derstir. Süper Lig 'de 2'de 2 yapan Galatasaray UEFA Avrupa Ligi'ne de 2'de 2 yaparak başladı. Temsilcimiz Galatasaray UEFA Avrupa Ligi Play-Off turu maçında İskoçya ekibi Glasgow Rangers ile karşı karşıya gelecek. Daha önceki turlarda Neftçi ve Hajduk Split'i eleyen Sarı-Kırmızılılar İskoçya ekibini de yenerek adını Avrupa Ligi gruplarına yazdırma peşinde. Ama aynı şeyi bir oyun için yapmaya artık devam edemem. Yeni gelen oyuncularla değil, İgor Tudor ile yola devam etmek şu anda yapılan en büyük yanlışlıktır. Snejder, Bruma ve Podolski’yi kaybeden bir takım bir anda Gomis ve Belhanda ile güçlenmez. Merkeze döndüğü gün "memuriyetten istifa etti." Genel Energy petrol şirketinde bir buçuk yıl siyasi danışmanlık yaptı. Onların canını asıl sıkan, galiba sadece takımı değil futbolu da hayatımdan çıkarmış olmam; hatta yarın öbür gün Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’ni bile kazansa fikrimin değişmeyeceğini ilan etmem.

Ayrıca UEFA Kupası ile neticelenen 1999-2000 sezonunun Türkiye’nin AB üyeliğine resmen aday ilan edilmesine denk geldiğini hatırlatırım. Çığır açıcı fikirler verecek, heyecanlı bir hedef gösterecek, böylece bu fabrikanın asıl işi olan temaşa üreterek dünyada bağlılığı en yüksek ama seçiciliği en düşük, kolay tüketici kitlesi olan taraftarlara bilet, forma, hayal satıp gelir artıracak bir başkan ve yönetici grubu ne şimdi var ne de ufukta görünüyor. Sıradan hayatlarımızdaki mecburi hayal gücü limitinin, umut ve keyif seviyesinin bile altına düştüğünde artık oyunun bir çekiciliği kalmaz. Öyleyse ana muhalefete düşen, ana muhalefetten artık Millet İttifakı’nı yani CHP-İYİP ikilisini anlıyoruz herhalde, buna köstek değil destek olmak. HDP”, iyi-kötü olabilecek en geniş ve en etkin “demokrasi cephesi.” Üstelik, gerek Edirne Cezaevi’ndeki hücresinden Sayın Selahattin Demirtaş, gerek HDP’nin eşbaşkan ve sözcüleri “yeni anayasa” tartışmasını başlatmayı zorlamayı ve bu çabaya destek olacaklarını açıkladılar da zaten. İkincisi, Sayın Selahattin Demirtaş’ın, Sayın Sırrı Süreyya Önder’in ve bu yolla onların adlarında simgeleşen diğerlerinin neden cezaevinde tutulduklarını sorguluyor. Neden? Hiç yoktan, İstanbul’da 31 Mart’tan 23 Haziran’a on altı binden, sekiz yüz küsur bine getirdiği farka bakarak, “madeni buldum” demeli de ondan. Sezai Temelli’nin son HDP grup konuşmasına AA’da yer verilmesi.

Diğer Yazılar